![]() ![]() |
| Hazim Gokcen |
Nov 1 2009, 02:28 PM
Mesaj
#1
|
|
Administrator ![]() ![]() ![]() Grup: Root Admin Mesajlar: 48 Üyelik: 16-December 06 Üye No: 1 |
Değerli Meslektaşlarım, Giresun Veteriner Hekimler Odası'nın gruplara
gelen maillerle ilgili görüşlerine aynen katılıyorum ve yöneticilerini yürekten kutluyorum. Tam da benim duygularıma tercüman olmuşlar. Arkadaşlar, sık sık yinelediğim gibi öğrenciliğim de dahil 45 yıldır bu kutsal mesleğin içindeyim.Yirmi beş yıllık aktif meslek yaşamımın on beş yılını fakültelerde ve meslek örgütlerinde yöneticilik yaparak geçirdim. Şu anda sanırım bir bölümü de öğrencim olan gruplara üye veteriner hekimlerin en yaşlısıyım. Gruplara, üye olduğumdan beri geçen iki yıllık sürede yaklaşık elli adet yazı gönderdim. Yazılarımda hep mesleğin onurunu yüceltmeye, veteriner hekimliğin ve hayvancılığın sorunları üstüne kendimce ürettiğim çözümleri meslektaşlarımla paylaşmaya çalıştım. Bu arada da sırası geldiğinde geçmişte mesleğimize unutulmaz hizmetleri dokunmuş veteriner hekimlerle ilgili bilgileri aktararak özellikle genç meslektaşlarımda bir meslek tarih bilinci oluşturmak için uğraştım. Bunları yaparken beni kişisel olarak eleştiren ve hatta kimisi öğrencim olan meslektaşlarıma dahi gruplar aracılığı ile değil, gerekli gördüğümde kişisel mail adreslerine yazarak yanıtlar verdim. Ama hiç bir zaman yılmadım ve bundan böyle de kendi bildiğim doğruları söylemeye devam edeceğim. Biraz da yaşam koşullarının getirdiği sıkıntıların ve deneyimsizliğin etkisi ile gruplarda içlerini dökerken hatalı davranabilen genç meslektaşlarımıza kızmak yerine, onların mesleğe olan aidiyetlerini pekiştirecek çabalar göstermenin biz büyüklerin asli görevi olduğuna inanıyorum. Genç meslektaşlarıma ise sadece eleştirmenin yeterli olmadığını, eleştirilen konulara ilişkin çözümleri de ortaya koymanın gerektiğini tavsiye etmek isterim. Eğer hep eleştirir ama çözüm üretmezseniz inandırıcı olamazsınız. Çözüm üretmek hiç kuşkusuz Dünyanın en zor işlerinden birisidir. Bunun için çok okumak, araştırmak, düşünmek, analiz etmek, konunun geçmişini bilmek ve en önemlisi de ürettiğiniz çözümleri "herkes acaba ne der" diye düşünmeden cesaretle ortaya koyabilmek gerekir. Ama herkesin bildiği saptamaları yapıp ta ondan sonra "bunlar niye düzelmiyor?" demek en yalın tabiri ile kolaycılığa kaçmak olur. Bir de son günlerde gruplarda gerek kendi aramızda gerekse kardeş meslek grubu olan veteriner sağlık teknisyenleri ile yapılan tartışmalara tanık olmaktayız. Ama bu arada bir yandan ziraat ve gıda mühendisleri taslak yasada gıda güvenliği konusundaki yetkilerimizi tırpanlamak için tüm güçleri ile çalışıyor, bir yandan da su ürünleri mühendisleri "balık hastalıkları bizim de konumuz" anlamına gelen sözler söylüyorlar. Bakanlık ise yeni oluşturmaya çalıştığı teşkilat kanununu kimseye danışmadan meclise gönderiyor. Bizlerse resmi tarihi bile 167 yıllık olan şanlı bir mesleğin mensupları olarak ne yapıyoruz? Biri birimizle uğraşmaktan, tarihi bir geçmişi ve Dünyada bir örneği daha olmayan, yakın zamanda biri birinden türemiş dünün mesleklerine karşı sesimiz çıkmıyor. Arkadaşlar 1937 tarihinde çıkan ve Atatürk'ün de imzasını taşıyan 3203 sayılı kanun Veteriner İşleri Genel Müdürlüğüne hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve hayvan ıslahı alanındaki tüm yetkileri vermişti. Oysa daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi özellikle askeri darbelerden sonra ortaya çıkan anti demokratik dönemlerde görev alan Tarım Bakanları bu yetkilerimizi bir bir tırpanlamışlar ve bizi Tarım ve Köy İşleri Bakanlığında yarım bir Genel Müdürlüğe ve İllerde işlevsiz bir şube müdürlüğüne indirgemişlerdir. Şimdi ben de suçu sadece başkalarına yüklemek kendinde aramamak yanlışına düşmek istemiyorum. Çok iyi hatırlıyorum ki, geçmişte de yetkilerimiz bir bir tırpanlanırken sesimiz çıkmamış, yine kendi içimizde kavgaya devam etmiştik. Bu arada çeşitli vesilelerle önümüze çıkan çok sayıda fırsatı da ne yazık ki nemelazımcı bir anlayışla ıskalamıştık. Son olarak önerim," kol kırılır, yeni içinde kalır" anlayışına uygun olarak kendi içimizdeki tartışmaları bir yana bırakmak ve tüm gücümüzü mesleki haklarımızı elimizden almak için cansiperane bir şekilde çalışan gruplara karşı savaşmak olacaktır. Burada da topu ıskalarsak öyle inanıyorum ki bir daha belimizi doğrultamayacağız ve gelecek kuşaklara karşı söyleyecek bir sözümüz de olmayacak. Değerli meslektaşlarım Grubumuzda iki gündür , ne yazık ki kendi içimizden çıkmış bazı kişilerin fakültelerimizdeki öğretimden yola çıkarak mesleğimize karşı sarfettikleri hakarete varan sözleri büyük bir üzüntü içinde izlemekteyim. Arkadaşlar,öğrencilik dahil 45 yıllık meslek yaşamına sahip bir veteriner hekim olarak önce şunu en gür sesimle haykırmalıyım ki, bu meslekten ekmek yiyen hiç kimse, ama hiç kimse tarihi insanlık tarihi kadar eski, geçmişi şan ve şereflerle dolu olan kutsal mesleğimizi aşağılama hakkına sahip değildir. Bunu yapanların her zaman karşısında oldum, son nefesime kadar da karşısında olacağım. Bu konuda ilgili veteriner hekim odasını göreve davet ediyorum. Bu aşağılamaları yapanlar acaba İstiklal Marşımızın şairi M.Akif Ersoy'un; Dünyaca ünlü bir şair, opera yazarı, bilim adamı olan Prof.Dr.Selahattin Batu'nun ; ünlü şairimiz Ziya Gökalp'in; insanlar için hazırladığı ruam aşısını denek bulamayınca kendine yaparak şehit olan Veteriner Hekim Yüzbaşı Kemal beyin; yaşamını çevre ve gıda güvenliği konularında mesleğimizin önemini anlatmakla geçirmiş Doç Dr. Osman Nuri Koçtürk'ün; Dünya'da antrax aşısını ilk kez hazırlayan ve Türkiye'de insanlarda kök hücre tedavisini ilk kez gerçekleştiren Ord.Prof.Dr.Tümgeneral Süreyya Tahsin Aygün'ün ; Türkiye'de modern parazitolojiyi kurarak binlerce veteriner hekim ve insan hekimi yetiştiren Prof.Dr.Hasan Şükrü Oytun'un (Aslan Hoca); İstanbul'daki tıbbiyelilerin temsilcisi olarak Sivas Kongresi'ne katılan ve manda söylentilerine karşı Atatürk'ün karşısına dikilip "Amerikan mandasını kabul ederseniz sizi de reddederiz" deme cesaretini gösteren okulu öğrencisi Hikmet Boran'ın ; istiklal savaşında bir yandan düşmanla bir yandan da o dönemde ordunun hareket gücünü sağlayıcı tek vasıta olan sığırların vebasıyla savaşırken şehit edilen onlarca veteriner hekimin; mezbahalarda halka sağlıklı et yedirme çabası verirken kasap bıçağı ile şehit olan meslektaşlarımızın ve daha adlarını sayamadığım ,mesleğimize unutulmaz hizmetleri olmuş yüzlerce meslektaşımızın mezardaki kemiklerini sızlattıklarını düşünmezler mi? Özeleştiri ayrı şeydir, hakaret ayrı şeydir. Bu iki olguyu bir birine karıştırmamak gerekir. Fakültelerimizin sayısının gereğinden fazla olduğunu, bazılarında yeterli düzeyde öğretim yapılmadığını hepimiz biliyoruz. Ama fakültelerimizin tümünü aynı kefeye koyup "hiç bir işe yaramaz bunlar " derseniz haksızlık etmiş olursunuz. Hasbelkader Avrupa'daki veteriner fakültelerinin kiminde asistan olarak çalışmış, kiminde konferanslar vermiş,Türkiye'de ise beş değişik veteriner fakültesinde derse girmiş birisi olarak rahatlıkla iddia ediyorum ki, Dünya'nın her hangi bir veteriner fakültesinden mezun olan öğrenci mesleğe yeni başladığında ben her şeyi biliyorum diyemez. Bugün böyle olan durum sanki bizim 45 yıl önceki öğrencilik dönemimizde farklı mı idi? Tabii ki hayır. Kendimden örnek vermem gerekirse , ben o yıllarda Türkiye'de tek olan Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde en iyi hocalardan ders almış, her derse katılıp not tutmuş, yaz tatillerinde bile fakülte kliniklerinde çalışmış ve fakülteyi ilk on arasında bitirmiş bir kişiyim. Fakat mezuniyetten sonra kura çekip gittiğim Sivas Veteriner Müdürlüğü'ndeki görevime başladığımda inanın sudan çıkmış balığa döndüm. Koyunlar ötürüyor diye gelen bir hayvan sahibine ne cevap vereceğimi o dönem birlikte çalıştığımız rahmetli Prof.Dr.Necdet Dursun'a sorduğumda Necdet Dursun'a sorduğumda şu tarifi yapmamı önerdi," Bir kaba beş çay bardağı su koyup üzerine yenice sigarası paketi şeklinde olan İlacın içinde bulunan torbadaki beyaz tozu katıp karıştıracaksın ve her bir koyuna ilaçlı sudan bir bardak içireceksin". Bu anlattıklarım hiç kuşkusuz teori ile pratiğin farklı şeyler olduğunu bize gösteriyor. Asıl mesleğe hazırlık ,mezuniyetten sonra katılacağımız geliştirme kurslarında olur. Çünkü fakültede edinilen bilgiler ve deneyimler, Dünyada insan ve veteriner tıbbı konusunda yer alan inanılmaz hızlı gelişmelere ayak uyduramayıp çok kısa sürede eskiyor. O nedenle, kimi meslektaşlarımız karşı çıksa da , odalar veteriner fakülteleri ile işbirliği içerisinde sık sık veteriner hekimliğindeki yeni bilgileri aktarmak amacıyla geliştirme kursları düzenlemeli ve meslektaşlarımızın bu kurslara etkin katılımını sağlamalıdırlar .Eleştirilmesi gereken sanırım kursların yararsızlığı değil etkin olup olmadığıdır. Gruba gelen maillerde bir diğer eleştiri de meslek örgütlerine yöneltiliyor. Meslek örgütlerini eleştirmek hiç kuşkusuz her üyenin görevidir. Ancak bunu yaparken yıkıcı değil yapıcı olmak ve eleştirdiğimiz konularla ilgili çözüm önerilerini de birlikte sunmak gerekir. Veteriner Hekimliği Meslek örgütleri denince Veteriner Hekimler Derneği ve Bilim Derneklerini bir yana Veteriner Hekim Odaları ve onların bağlı bulunduğu Türk Veteriner Hekimleri Birliği'ni bir yana koymak gerekir. Dernek statüsündeki meslek örgütleri, her ne kadar zaman içerisinde kimi değişikliklere uğramışsa da 12 Eylül askeri yönetimince hazırlanan anti demokratik Dernekler Yasasına tabidir ve bu yüzden de yetkileri çok sınırlıdır. Veteriner Hekim Odaları ise 55 yıldır çok az değişikliğe uğrayan, o nedenle de çağ dışı kalmış 6343 sayılı meslek yasamıza bağlı olarak faaliyet göstermektedirler. Bence yapılması gereken şey, meslek örgütlerimizi eleştirmek yerine onlara sahip çıkmak, çağ dışı kalmış 6343 sayılı yasayı toptan değiştirme konusunda çaba göstermektir. Bunun ve diğer mesleki sorunlarımızın çözüm yeri her zaman yinelediğim gibi meslek örgütleri değil yüce parlamentodur. Son yerel seçimlerde gösterdiğimiz başarıyı gelecek ilk genel seçimlerde de gösterir ve parlamentoya daha çok veteriner hekim milletvekili sokabilirsek öyle inanıyorum ki mesleğimiz arzu edilen düzeye kısa sürede ulaşacaktır.Tabi bunun da tek yolu mesleğimizi aşağılamaktan değil , Hacı Bektaş dediği gibi bir olmak, diri olmak ve iri olmaktan geçer. |
![]() ![]() |
| Tarih: 7th September 2010 - 05:51 AM |